Dikkat: Ayetleri tıklayın kaynağına gidin.
KURAN'IN KURAN'DA ADLARI
Ramazan ayı içindeyiz. Bu ay, oruç tutma ayıdır. Bu ayın başka bir önemli yanı da Kuran, bu ayda, kadir gecesinde indirilmiştir. Onun için ramazan ayı aynı zamanda Kuran’la tanışma ayıdır.
Kuran’ı her iman eden kişi tanımak bilmek zorundadır. Çünkü ondan sorguyu çekeceğimizi (Zuhfur 44) Yüce Allah bize bildirmektedir. Eğer Kuran’ı tanımazsanız, okumazsanız, ne olduğunu bilmezseniz bu sorgulamada başarısız olursunuz.
Kuran’ı nasıl tanıyacağız? Yüzüne bakarak, elimizle tutarak, ya da babalarımızın, dedelerimizin veya ilmihal kitaplarının tanıttığı gibi tanırsak, onu şimdi tanıdığımız gibi tanırız. Yani Kuran, Allah’ın kitabı deriz, öyle biliriz ve Kuran’ı tanımış oluruz derseniz, bu eksik bir tanıma olur. Peki o zaman nasıl tanıyacağız bu Yüce kitabı? Tabii ki, Kuran’ın kendisinden tanıyacağız.
Kuran, kendini ayetlerle tanıtmıştır. Özelliklerini bir bir saymıştır. Bu özellikleri bilirsek, Kuran’ı kaynağından tanımış oluruz.
KURAN KENDİNİ ŞÖYLE TANITIR:
- Kuran, Kurandır.
Kuran, ilk emir olan Arapça İkra “Oku” kökünden gelir. Çok okunan, çok okunması gereken kitaptır. Nasıl okumamız lazım Kuran’ı? Roman okur gibi, anlamadan mı, üzerinde düşünmeden mi? Hayır, düşüne düşüne, anlaya anlaya, ağır ağır ve içimize sindire sindire okuyacağız. Ancak o zaman Kuran’ın ne olduğunu anlarız. Bakınız :(Alak 1, Müzemmil 4, Muhammet 24)
2.Kuran, kitaptır.
Kuran’ın bir adı da kitaptır. Allah’ın vahiyleri bu kitapta toplanmıştır. Bu kitap hak olarak indirilmiştir. Uyulması gereken mübarek bir kitaptır Kuran. Enam 155
O, Kitab’ı hak olarak ve önceki kitapları tasdik edici olarak indirdi. Ali İmran 3
3.Kuran, Furkandır.
Furkan, doğruyu yanlıştan, gerçeği yalandan ayırtetmektir. Kuran, furkandır, çünkü gerçek ile gerçek olmayanı, yalan ile doğru, güzel ile çirkini, doğru ile doğru olmayanı insanlara bildirir. Kuran’ın Furkan olduğunu Yüce Allah şöyle bildirmektedir:
Alemlere uyarıcı olsun diye kulu Muhammed’e Furkan’ı indiren, Allah,yüceler yücesidir. Furkan 1
4.Kuran, nurdur.
Kuran, karanlıkları aydınlatan bir bir ışıktır, bir nurdur. O’nunla tanışan gönüller karanlıklardan kurtulmuş, nura kavuşmuştur. İçi nurla dolu olan bir gönül, gönüllerin en güzelidir. Çünkü orada Allah sevgisi, saygısı ile Allah’a iman vardır. Nurla aydınlanmış bir gönül, çevresine de ışık veren gönüldür. Kuran, nur olma özelliği ile hem dünyayı, hem de gönülleri karanlıklardan, cehaletten, bilgisizlikten kurtarmaktadır. Kuran’ın nur olma özelliği Kuran’da şöyle belirtilir:
Ey insanlar! Şüphesiz size Rabbinizden kesin bir delil geldi ve size apaçık bir nur indirdik. Nisa 174
Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. Tevbe 32
Kuran, öyle bir ışık ki, onun ışığını hiç kimse söndüremeyecektir. Bu nur, bu ışık sürekli olarak hem dünyayı, hem insan gönlünü aydınlatmaya devam edecektir.
5. Kuran Ruhtur.
Ruh, candır. Canı olmayan hiçbir şey yaşayamaz. Ruhu gitmiş bir insan yaşayamaz. Allah, insana anne karnında iken ruh üfleyerek, Kendi’ni tanıma, Kendi’ne iman etme özelliklerini insan yaratılışına yerleştirmiştir. "Onu, amaçlanan düzgünlüğe ulaştırıp öz ruhumdan içine üflediğim zaman, önünde hemen secdeye kapanın.” (Hicr 29) Allah, imanı olmayan, kafir ve müşrikleri ölü kabul eder. O halde Kuran insana canlılık veren en büyük güçtür.
Allah onların kalplerine imanı yazmış ve onları kendisinden bir ruhla desteklemiştir. Mücadele 22
6. Kuran, öğüttür.
Kuran, insanları dünyada ve ahrette mutlu etmenin, iyi, güzel ve doğru olanı göstermenin yolunu işaret eden gösteren öğütlerle dolu yüce bir kitaptır. Allah, Kuran’ın öğütlerle dolu olduğunu bir çok ayetinde bildirmiştir. İşte onlardan birkaç ayet:
Bu, insanlara bir açıklama, korunup sakınanlara da bir öğüt ve kılavuzdur. Ali İmran 138
O,sadece alemlere bir öğüttür. Enam 90
Ve sık sık, “Hala öğüt almayacak mısınız?”(Enam 80) diye de sorar.
“Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz?” diye de uyarır. Araf 3
İnsanlar kendilerine öğüt verenleri sevmediklerini de bildirir. Araf 79
Öğüdü ancak düşünenlerin alabileceğini, düşünmeyenlerin öğüt alamayacaklarını da söyler ki, Araf 130 öğüt konusu ayetleri okuyup geçmememizi ister.
7.Kuran, hidayettir.
Kuran, insanları hidayete, yani doğru yola ulaştıran bir kitaptır. Daha Fatiha suresinin 6. Ayetinde bunu belirtir. “Bizi doğru yola ilet.” Ama bu ayette sadece bu ifade vardır. Doğru yolun neler olduğu Kuran’ın içinde detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Bu konuda Enam suresinin 151,152 ve 153. Ayetlerinde doğru yolun neler olduğu sıralanmıştır. Tabii başka yerlerde başka ayetler de vardır. Böyle olmasının nedeni, Kuran’ı insanlar okusun diyedir.
Allah, ancak kendisine inananları doğru yola ileteceğini şu ayette apaçık bildirmiştir.
Allah'ın izni olmaksızın hiçbir musibet isabet etmez. Kim Allah'a inanırsa, Allah onun kalbini doğruya götürür. Allah her şeyi bilendir. Tagabbün 11
Gerçekten onlara inanan bir toplum için yol gösterici ve rahmet olarak, ilim üzere açıkladığımız bir kitap getirdik. Araf 52
8. Kuran, Zikirdir.
Zikir, anmak, hatırlamak, anılmak demektir.
Bakara suresi 152. Ayette Allah diyor ki :“Beni anın ki, Ben de sizi anayım.”
Yüce Allah müminlere şu ayette kendisini çok çok anmasını istemektedir.
Ey iman edenler, Beni çok anın. Araf 41
Allah’ı anmak, hatırlamak, sürekli Allah’ın adını tekrarlamak değildir. Allah’ı anmak, O’nun yarattığı şeyi incelemek, ondaki güzellikleri ve şaşmaz kanunları görmek, Kuran’ı çok okumak ve ayetlerini derin derin düşünmek, bir çiçeğin güzelliğinde, yağmurun yağışında, gecede ve gündüzde Allah’ın büyüklüğünü ve tam mükemmel olduğunu yüreğinde hissetmek demektir.
9.Kuran, şifadır.
Şifa, bir hastalık veya sıkıntı sonucu insana yapılan yardımdır. Kuran, kendini şifa olarak tanıtmaktadır. İşte o ayet:
Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir. Yunus 57
Kuran, ayette belirtildiği gibi hastalıklara değil, GÖNÜLLERE şifadır. Ve bu şifa özelliği sadece inananlara değil, bütün insanlaradır.
Burada üzerinde durulması gerek bir şey var, o da Kuran’ın bütün hastalıklara şifa olduğu şekilde bilinmesi ve ona göre davranılmasıdır. Yani veremli, kanserli, midesi ağrıyan, kolu kırılanları ve benzeri hastalıklara da şifa olduğu düşüncesi ile doktor yerine hocalara, cincilere, muskacılara, türbelere gitmeleridir. Kuran’da hiçbir ayette bedeni hastalığı olanlara şifa olunacak diye bir ayet yoktur.
Ancak, doktorun verdiği ilaçlar kullanıldığı, önerileri yerine getirildiği takdirde Allah, o kuluna şifa verecektir. Zaten Kuran, çalışmayı emreder, çalışan insan da hastalıklara çare arayan insandır.
Kuran, gönüllere şifadır, çünkü iman gönüllerdedir, inanç gönüllerdedir. Kuran’ı okuyan, onunla tanışanın ahlakı düzelir, davranışları düzelir ve imanı artar. İşte Kuranın istediği insan da bu insandır. Gönül iyi olursa her şey güzel olur.
De ki: O, inananlar için doğru yolu gösteren bir kılavuzdur ve şifadır. Fussilet 44
10. Kuran Rahmettir.
Rahmet, Allah’ın yarattıklarına merhamet etmesi, onların ihtiyaçları ne ise bütün yarattıklarına yani bitkiler, hayvanlar ve insanlara o ihtiyaçlarını vermesidir. Yani bu rahmetten, Müslüman, kafir, müşrik fark etmeden faydalanır. Kuran bu nedenle rahmettir. Allah’a iman eden bir kul da Allah’ın rahmetinden umidini kesmez zaten. Çünkü Allah, rahmetinden umidi kesmeyiniz diyor.
Ey Resûlüm! De ki: "Ey nefslerine karşı haddi aşmış kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidi kesmeyiniz. Zümer 53
Kuran, müminler için rahmettir. Kuran’dan ayrı düşmek, onun sunduğu imkanlardan yararlanamamak demektir ki, inanan bir mümine bu asla yakışmaz.
Peygamberimiz Hz. Muhammed de alemlere rahmet olarak gönderilmiştir.
Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik. Enbiyâ 107
11. Kuran, gerçeğin ta kendisidir.
Kuran gerçeğin ta kendisi olduğu için O’nun hiçbir ayeti tartışılmaz ve O ayetler gerçektirler. Çünkü O ayetler, gerçek olan Yüce Allah tarafından yine gerçek olarak indirilmiştir. Ve her ayeti tam olarak, yani tartışılmasız doğrudur. Allah diyor ki:
Kuran, gerçeğin ta kendisidir. Hakka 51
Kuran bilgisi tartışılamaz, küçümsenemez, alaya alınamaz, bu böyle olur mu denemez, inanan bir insan bunu asla söylemez zaten. Söylememelidir. Kuran’ın bir ayetini inkar etmekle tamamını inkar arasında hiçbir fark yoktur. Her şeye inanırsınız da “Canım bu devirde oruç mu olurmuş!” derseniz, Kuran inancı dışına çıkarsınız. Dikkatli olmak lazım, bilmek araştırmak lazım.
12.Kuran, hakkı batıldan ayırır.
Hak gerçek olan, batıl da yalan olan şeydir. Gerçek nedir, batıl nedir, bunu gerçek anlamda ayıran tek kitap Allah’ın kitabı Kurandır.
Hak geldi batıl yıkılıp gitti, zaten batıl yıkılmaya mahkumdur. İsra 81
Böyledir. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nun dışındaki taptıkları ise batılın ta kendisidir. Gerçek şu ki Allah, evet O, uludur, büyüktür. Hac 62
13.Kuran, ağır sözdür.
Kuran, içinde barındırdığı hükümler, verdiği bilgiler bakımından çok değerli, ağır, bu bilgilerin ve hükümlerin üstünde başka bir şey bulunmayan Allah kelamıdır. Daha ilk inen ayetlerde Peygamberimize bu durum şöyle bildirilmiştir.
Doğrusu biz sana ağır bir söz indireceğiz. Müzemmil 5
14.Kuran, kafirler için bir hasrettir.
Hasret, özlemektir. Uzaktan bakmak ama kavuşamamaktır. Kafirler, inkar ettikleri Kuran’a ahrette tam bir hasretle bakacaklar, ama ne yazık ki, bu hasret hiç bitmeyecektir. Çünkü, bu dünyada Kuran’dan uzak yaşamışlar, ama hasret olduklarını anlamışlardır. Kuran, kafirler için hasrettir ayette şöyle bildirilmektedir.
Ve O, gerçeği örten kafirler için tam bir hasrettir. Hakka 50
15.Kuran, sözün en güzelidir.
Güzel söz insanı etkiler. Kuran, güzel sözdür, çünkü Kuran en Güzel’in sözüdür. En Güzel’in sözü de en güzel olacaktır. Kuran, okunuşu ile, anlamı ile, anlatımı ile, olaylara bakışı ile, tasvirleri ile, hükümleri eksiksiz belirtmesi ile, velhasıl her yönü ile en güzel kitaptır. İnsanlar da bu güzelliği ile Kuran’ı okuyup anlayarak hayatlarına uygulamalıdırlar. O zaman karlı çıkacaklardır.
Siz farkında olmadan, ansızın başınıza azap gelmezden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'an'a) tabi olun. zümer 55
Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır. İsra 53
Ve onlar, sözün en güzeline yöneltilmişler, övgüye layık olan Allah'ın yoluna iletilmişlerdir. Hac 24
16. Kuran apaçıktır.
Kuran, herkesin anlayacağı şekilde açıktır. Kendi diline çevirisini okuyanlar bilgilerine göre O’ndan anlarlar. Çünkü Allah , insanları Kuran’dan sorguya çekecektir. (zuhruf 44) İnsanların anlamayacağı bir kitap gönderip de sonra sorguya çekmek Allah’a yakışır mı? Allah, adildir, bu adalete sığar mı?
Kuran’ı okumayın anlamazsınız diyenler sizleri yanlış yola sevkediyorlar, onlara inanmayın. Siz dilimize çevrilmiş olan kitabımızı alın, okuyun. Çok şey anlayacaksınız. Zaten bakın aşağıdaki ayetler de Kuran’ın, açık, kolay ve eksik olmadığını ne güzel bildiriyor. Allah, bir şeyi bildiriyorsa o tartışmasız doğrudur. İşte o ayetler:
Ona şiir öğretmedik, bu ona yakışmaz da. O, yalnıcca bir öğüt ve apaçık Kuran’dır. Yasin 69
Kuran’ı öğüt alınabilsin diye kolaylaştırdık.Öğüt alan mı var? Kamer 17,22,32,40
Biz, o Kitap’ta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Enam 38
Kuran'ın nasıl bir kitap olduğunu anlamadan, sadece Kuran Allah'ın kitabıdır demekle, Kuran anlaşılmış, bilinmiş olmaz. Onu anlamanın yolu, anlayarak okumaktır.
Kuran, ramazan ayında Kadir Gecesinde indirilmiştir. Dünya, karanlıklardan aydınlığa Kuran'ın inmesi ile kavuşmuştur. Bir insan da Kuran'la tanışırsa, o insan için aydınlanma başlamıştır, Kadir Gecesi de bu tanışmayla başlar. Ramazan ayı oruç tutma ayıdır, aynı zamanda Kuran'la tanışma, onu okuma, anlama ayıdır da.
Her müslüman, oruç tuttuğu her gün için iki ayet okusaydı, bu altmış ayet ederdi. Beş ayet okusa 150 ayet ederdi. Şimdi siz kendinize sorunuz, siz koca ramazan ayında anlayarak, düşünerek kaç ayet okudunuz. Kendinizi bir sorguya çeker misiniz? Bu sizin yarın ahirette sorguya çekildiğinizde vereceğiniz cevabı kolaylaştırackatır.
Kuran'la tanışmış, Kuran'ı anlamış, Kuran'ı düşünmüş, O'na göre iş yapmayı amaç edinmiş Allah'ın imanlı güzel insanlarına selam olsun...
Saygılarımla......
Necmi AKGÜL
%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%%
ALLAH'I ANMAK
Allah, "Beni anın ki, ben de sizi anayım." diyor. (Bakara 152)
Kısacası Allah'ı anmak, bir tesbîh alıp dil ile “Allah, Allah, Allah…” demek değildir,
Allah'ı anmak:
Allah'ın üzerimizdeki haklarını,
Bize sunduğu nimetleri düşünmek,
Kul olarak O'na karşı sorumluluklarımızı yerine getirip getirmediğimizin hesabını yapmak,
Ve bize verdiği görevleri eksiksiz yerine getirmek,
Nimetlerine karşı şükredip nankörlük etmemek;
Daima bu iman, düşünce ve duygu içerisinde olmak, demektir.