ANAYASANIN ANAYASASI
Bütün kurum ve kuralları ile bir devleti kurmak ve yönetmek, ciddi bir iştir. Ve her ülke kanunlarla yönetilir. Bu kanunları o ülkenin seçilmişleri yapar ve bu kanunlar uygulanırlar. En güzel kanunlar bile ciddi uygulanmazlarsa, sonuç istenilen gibi olamaz.
Ülkemiz, 1920 yılında kurulmuş ve 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile dünya devletleri arasında yerini almıştır.
Kendi insanlarımızın hazırladığı bir anayasamız var, bu anayasamızı da koruyan, yapılanların anayasaya uygun olup olmadığına karar veren yüksek bir mahkeme olan Anayasa mahkememiz var. Anayasa Mahkemesi üyeleri, başaralı hakimler arasından seçilerek gelirler, Bu hakimlerimizin, hak ve adalet anlayışları ve hukuk bilgileri ile zirveye ulaşmış insanlar olarak kabul edilirler.
Geçtiğimiz günlerde, yani 24 Ekim 2008 tarihli Resmi Gazetede Anayasa Mahkemesinin çok uzun sayılabilecek bir kararı yayınlandı. Bu karar, iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması ile ilgiliydi. Kararın başlangıcında laiklik hakkında bilgiler verilirken, mahkeme üyeleri geniş bir biçimde dini konulardaki görüşlerini de dile getiriyorlardı. Ve bakın ne diyorlardı:
“laik devlet düzeninde kamusal düzenlemelerin kaynağı dinî kurallar olamaz ve bu düzenlemelerin dinî kurallara göre yapılması düşünülemez.” (Anayasa Mahkeme kararı sayfa 6-9)
Kamusal düzenlemelerin kaynağı dini kurallar olamaz. Nerde olamaz, Laik devlet düzeninde. Dini kurallar denilince ne anlamamız gerekiyor? Yani din, kurallarını nerden alıyor? Mahkeme üyeleri bunu şu şekilde açıklıyorlar? “Demokratik düzen, dinsel gerekleri egemen kılmayı amaçlayan şeriat düzeninin karşıtıdır. Dinsel gereklere yönetimde ağırlık veren bir düzenleme demokratik olamaz. Demokratik devlet ancak laik devlettir” (Anayasa Mahkeme kararı sayfa 6-9) Bu ifadeden anlaşılıyor ki, bunların din dediği şeriat, kuralları dedikleri de şeriat kurallarıdır.
Eğer şeriat kuralları denilince Kuran’ı anlıyorsanız ve buna karşı çıkıyorsanız, Allah size yardım etsin. Şeriat kuralları denilen kurallar, mezheplerin, tarikatların, şeyhlerin, cemaatlerin, kuran dışı ne kadar inanış biçimi varsa onları anlıyorlarsa, kendilerini ayakta alkışlamak lazım. Eğer böyle anlamışlarsa bunu açıkça belirtmeleri gerekirdi.
Din, Kuran’daki dindir. Kuran eşittir şeriat değildir, şeriat da eşittir Kuran değildir.
Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan insanların yüzde 99’ünun Müslüman olduğunu herkes bilir. Bu yetmiş milyon insandan kaç tanesi din kurallarının kaynağını şeriat olarak görür.? Kime sorsanız bu sorunuza cevap olarak yine yüzde 99’u Kuran diyecektir.
Dini kuralların kaynağını şeriat değil de, Kuran olarak bilse mahkeme üyeleri bu görüşü dile getirmeyeceklerdir. Ama Kuran’ı sadece insan iç dünyasının düzenleyicisi olarak kabul eden zihniyet, Kuran’ın dünya hayatı ile ilgili kurallar koyduğunu elbette bilemeyecektir.
Mahkeme üyeleri, eğer inanıyorlarsa, önce Kuran’ı bilmek, öğrenmek gereğini hissetmeliydiler.
Şunu mahkeme üyeleri, inanan, inanmayan herkes bilmeli ki, Kuran Allah’ın kitabıdır. Ve o, yani Kuran, gerek dünya ve gerekse ahret hayatı için hiçbir şeyi eksik bırakmadığını ilan etmektedir.
Biz o kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık. Enam 38
Allah, hiçbir şeyi eksik bırakmadık, diyor. Bu hiçbir şeyin içine kesinlikle devlet yönetimi de girer. Kuran evleri tarım alanlarının dışına yapmamızı isteyecek kadar incelik gösterirken, devlet yönetiminin genel çerçevesini bize bildirmemiş olmasına imkan ve ihtimal olabilir mi? Elbette olamaz.
Kuran, devlet yönetimi ile ilgili her şeyi söylemiştir. Hiçbir eksiklik bırakmamıştır. İşte onun devlet yönetimi ile ilgili söyledikleri:
Allah, Kuran’da yöneticilere itaat etmelerini, onları çıkardıkları kanunlara uymalarını söylemiştir.
Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e ve sizden olan ülülemre (idarecilere) de itaat edin. Nisa 59
Bu ayet ile Allah, toplumsal barışın ve huzurun sağlanmasını isteyen bir kanun koymuştur. Demokrasi ile yönetimin de asıl amaçlarından biri toplumsal barışı ve huzuru korumak değil mi? Bu ayet Kuran’da var diye, din kuralı diye bizim kanunlarımıza konulmaması mı gerekiyor. Devletin görevi, ki bu devletin adına, laik devlet, totaliter devlet, krallık, monarşi v.s. vatandaşın huzurunu korumak değil midir?
Demokratik devlet düzeninde, devlet, vatandaşına mutlu bir yaşam biçimi sunmayı amaçlar. Kuran da insanın dünyada ve ahrette mutlu olmasını ister. O zaman neden Kuran hükümleri kanun maddesi olamaz, anlaşılması imkansızdır.
Devlet yönetimi ile Kuran başka çok şeyler söylemektedir. İşte biri daha:
Onların işleri, aralarında danışma iledir. Şura 38
İş hakkında onlara danış. Ali İmran 159
Din kuralları ile kanun yapılamaz diyen Anayasa Mahkemesi sormak gerek, bu ayet ne? Ne diyor, işlerinizi danışarak yapınız diyor. Peki sizin de kuruluş kanununuzu çıkaran TBMM danışma merkezi değil mi? Kanunlar oradan çıkmıyor mu? Bir ülkede meclis varsa, orada kanun çıkarılan bir yer varsa, o ülke demokrasi ile yönetilmiyor mu? Meclissiz demokrasi olur mu?
Demokrasinin, yani devleti en iyi yönetmenin bir başka şartı da şu: Adil olmak.
Hukuk dediğiniz kanunlar bütünü, adaletle hazırlanmalıdır ve yine hazırlandığı gibi adaletle uygulanmalıdır. Mahkemenin, din kuralları diyerek görmezden geldiği adalet bakınız Kuran’da nasıl yer almaktadır:
Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür. Nisa 58
Hükmetmek, yönetmek demektir. Yönettiğiniz zaman adaletle yönetin diyor dinin kaynağı. Şimdi Anayasa mahkemesine göre bu maddeyi sırf Kuranda var, din kuralı diye görmezden mi gelmeli yönetenler? Ne kadar az düşünüyorlar?
Bu ayette demokrasinin, bir başka önemli olmazsa olmazına daha dikkat çekilmiştir. Mutlaka emanetleri ehlinize vermemiz emrediliyor. Yani devlet koltukları o kişiler tarafından bir emanettir. Kişiler bu gün var yarın yok, ama o koltuklar ebedi olarak var. Bu koltuklara getirilecek kişiler siyasi yandaş değil, ki bugün uygulama böyle, bilen, kendini yetiştirmiş, her bakımdan eğitimli, adil, hoşgörülü, kendini sürekli yenileyen ve o koltuğun uzmanı kişilere verilmesini Allah ve Kuran emrediyor. Şimdi bu din kuralı, Kuran’da var diye kanunlara girmesin mi?
Allah, Kuran’da diyor ki:
Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu? Ancak akıllı olanlar düşünürler ve öğüt alırlar. Zümer 9
Bu bir din kuralıdır. Çünkü Kuran’da ayettir. İnsanların yaptıkları kanunlarda ve anayasalarda bu din kuralı diye göz ardı edilebilir mi? Hayır. Ama şu örneklere bakın şimdi.
Adam orman mühendisi, hükümette milli eğitim bakanı.
Adam, avukat başka bir hükümette sağlık bakanı.
Çocuğun beş zayıfı var, öteki iftiharlık, o da ne, ikisi de bir üst sınıfta. Sınıfta kalmak yok ya ondan. Bilenle bilmeyen ne güzel dengeleniyor bir kanunla.
Başka örnek çok. Sayısız. Adam sokak satıcısı, işportacı, parası var diye ekonomi bakanı olmadı mı? Sonuç ne, kendi zengin millet çile çekti.
Şimdi bunlar Kuran kanunu diye, niye kanunlarımıza koymuyoruz? Vicdanı olan, yarın bunun hesabını vereceğine inanan bir insan bilenle bilmeyeni bir tutar mı?
Dünyanın her milleti, yeryüzündeki bütün dinlerin ortak birleştikleri bir yer var, o da en önemli insan hakkının yaşama hakkı olduğu. Hem öyle değil mutlu bir yaşama hakkı olduğu. Kuran, bu konuda da diyor ki:
Çalışın. Tevbe 105
İnsan için çalıştığından başkası yoktur. Necm 39
Herkes kazancına bağlıdır. Tur 21
Kanun yapıcı, bu ayetleri görmezden gelebilir mi? Bunları ve yukardaki ayetlere göre kanun maddesi yapmak, din kuralıdr diye olamaz mı? Laiklik zede mi alır, uymaz mı Laikliğe? Bu mu laiklik?
Anayasa mahkemesi laikliğe karşı kendini savunurken bakınız daha neler diyor kararında:
“Siyasal İslam’ın temel düsturu şeriattır.” (Anayasa Mahkeme kararı sayfa 6-9)
Siyasal islam mı? Böyle bir şey var mı? Böyle bir din mi var? İslam’ın başına ılımlı, Türkiye, ve siyasal kelimesi konamaz. Bu dinin adını Allah koymuştur. O da İslam’dır. Sadece islam.
Dinin başına bir siyasal koymuş, bir de temel düstürü, yani dayanağı, ilkeleri, kanunları, olmazsa olmazları demek, şeriattır. Kuran’ın dini değil de, onun dışında başka bir şey diyorsanız onu açıkça söylemelisiniz. Şeriat, diyerek Kuran’a dil uzatamazsınız.
“Dini kurallar Devlet yönetim ve prensiplerinden tamamen ayrılır ve kişilerin vicdanlarında yerini bulur. (Anayasa Mahkeme kararı sayfa 6-9)
Bu ifadeye göre, yukarıdaki ayetlerin hiç biri kanunlarda yerini alamaz, bunlar sadece vicdanları düzenleyen şeylerdir. Anayasa Mahkemesine göre Kuran ayetinden birini veya bir kaçını kanunlara koyarsak, laiklik elden gider.
Hayır beyler, hiçbir şey olmaz. Çok da güzel olur.
Kuran’da kamu yönetimini düzenleyen sayısız ayetler vardır. İşte çarpıcı birkaç örnek.
Adam öldürmeyin.
Allah'ın yasakladığı cana haksız yere kıymayın! Enam 151
Haram yemeyin.
Rüşvet vermeyin.
Mallarınızı aranızda haksız sebeplerle yemeyin. Kendiniz bilip dururken, insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere (idarecilere veya mahkeme hakimlerine) vermeyin. Bakara 188
Haksız kazanç elde etmeyin
Hırsızlık etmeyin.
Hırsızlık eden erkek ve kadının, yaptıklarına karşılık bir ceza ve Allah'tan bir ibret olmak üzere ellerini kesin. Allah izzet ve hikmet sahibidir. Maide 38
Zinaya yaklaşmayın.
Zinaya yaklaşmayın. Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur. İsra 32
Temiz olun.
Elbiseni temizle. Müddersir 4
Çevreyi kirletmeyin.
Kendinden pisliği uzaklaştır. Müddesir 5
Fakire, yoksula, yaşlıya yardım edin.
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekat verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakiler ancak onlardır! Bakara 177
Ananıza babanıza iyi bakın.
Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da iyi davranmanızı kesin bir şekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırsa, kendilerine "of!" bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle. İsra 23
Kimseye gücünün üstünde yük yüklemeyin.
Herkes gücü oranında sorumludur. Müminun 62
Bunların hepsi ve daha bir çok şey Kuran ayetidir. Ve hepsi de toplum düzenini düzenleyen ayetlerdir. Ve bir çok kanunlarımızda da bunlar vardır zaten. Şimdi bunlarla ilgili kanunlar çıkarıldı diye, Kuran’da da var diye, laiklik yok mu sayılmıştır?
İslamın tanımını yaptığı din, yaşama şeklidir. Yaşama şeklini tanzim eden kanunlarla doludur. Çünkü insanı yaratan ve onu en iyi tanıyan (Necm 32) Allah’tır. Onun için gerekli hükmü, yani yönetim şeklini Kuran’da açıklamıştır, her şeyi açıkladığı gibi.
İşte ayet:
Hüküm yalnız ve ancak Allah'ındır.O' kendisinden başkasına kulluk etmemenizi emretmiştir.dosdoğru olan Din ( yaşam biçimi) işte budur.Ama insanların çoğu bilmiyorlar. Yusuf 40
İşte başka bir ayet:
Allah size Kitab'ı detaylandırmış bir halde indirmişken Allah'ın dışında bir hüküm koyucu mu arayayım.'' En'am 114
Başka bir ayet:
(Allah) kendi hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz. Kehf 26
Bu ülkede kanun yapıcıları, laiklik diyerek, dini yok sayma eğiliminde oldukları için bu gerçekleri görmüyorlar. Romadan, Paristen, londradan kanun maddeleri alıyorlar, ellerinin altındaki Kuran’a bu konuda ne diyor diye bakmıyorlar.
Kuran’dan değil de, başkalarının emrinden aldıkları akılla ölüm cezası bu ülkede kalkmadı mı? 30 bin kişinin katili diye kabul ettiğimiz bir adam kocaman bir adada yaşamıyor mu? Ana ile kızı kaçırıp ırzına geçenler, sonra da ananın yanında gözlerini kırpmadan kızını katledenler, bu gün serbest değiller mi? Anarşi hortlamışsa, ahlaksızlık almış başını gitmişse, adam “muhafazakar eşcinselim.” diye televizyonlarda boy gösteriyorsa ve bunu düşünce özgürlüğü diye anlaşılan kanunlar çıkardınızsa, toplum, kamu düzeni her gün biraz daha bozuluyorsa, bunlar gerçekleri görmezden gelen, laiklik diye Kuran hükümlerinin özünü kanunlara yansıtmadığımızdan değil mi?
Siz mi insanı ve kamu düzenini iyi biliyorsunuz, bunları Yaratan mı?
Bakın şu ayete ve utanın:
Kendilerine okunmakta olan KİTAB'ı sana indirmemiz onlara YETMİYOR MU ? Ankebut 5
Allah’ın kitabı size yetmiyor mu?
Sayın üyeler, süslü sözlerle millete ve sizin gibi düşünenlere ders vereceğiniz yerde laiklik konusunda biraz da bu milletin dinini, onun Kitab’ını okuyun. Televizyon karşısına geçip de ben dinsizim diye bir de üylerinize, raportörlerinize nara attırmayın.
Kuran en küçük zerreden tutun da, göklerin bilinmeyen derinliklerine kadar, her şeyin ANAYASAsıdır.
Bunu asla unutmayın.
Kamu düzenini sağlayacak en iyi kurallar bu Anayasada yazılıdır. Sizin dün farkına vardığınız demokrasiyi O, yani Kuran 1400 küsür seneden beri insanlara söylemiş durmuştur.
Okumadınızsa, anlamadınızsa, ne var bunun içinde bakmadınızsa, şimdi kusur (haşa) Kuran’ın mı oluyor.
Her ülkenin anayasası olacaktır. Bu olmalıdır. Ama bu anayasalar kaynağını dünyada ve ülkemizde en büyük Anayasa’dan Kuran’dan almalıdır. Hiçbir kanun maddesi Kuran’ın özüne ters düşmemelidir.
Din kuralları, şeriat kuralları diyerek insanların kafalarını karıştırmayın.
Haydi o zaman deyin ki, Kuran’ın kuralları ile devlet yönetilemez, kamu düzeni sağlanamaz. Neden böyle demiyorsunuz, diyemiyorsunuz da din kuralı ve şeriat diyorsunuz. Yoksa siz başka bir dinden mi bahsediyorsunuz. O zaman yapmanız gereken şey, çıkıp onu söylemektir. Dolaylı yoldan Kuran’a el uzatmayınız. Uzatacaksanız onu alıp okuyunuz.
Kuran, bir çok ayette hikmetli bir kitap olarak tanımlanır. Hikmetli, yani kamu düzeninde zumlu ve adaletsizliği, fesat ve fitneyi, bozgunculuğu önleyen kanunlar, ilkelerle doludur.
Sonra sizler çok iyi bilmektesiniz ki sayın üyeler, vicdanların kabul etmediği bir şey kanunlarla düzeltilemez. İç kabul olmadan, kanunlar işe yaramaz. Sizler ülkenin en seçkin hukukcularısınız. Laiklik, bir ülkede her dinin mensuplarının dinlerini yaşayacak şekilde herkese imkan sağlayan bir devlet yönetimidir. Yoksa laiklik, dini, yani yaşam şeklini ortadan kaldıracak yönetim biçimi değildir. En güzel laiklik, Peygamberimiz Hz. Muhammet tarafında Medine’de uygulanmıştır. Müşrikler, Yahudiler, Hiristiyanlar ve öteki inanç biçimleri özgürce ibadetlerini yapmışlar, inançlarını yaşamışlardır. Peygamberimiz onlara asla müdahale etmemiş, görevi gereği yeni dini tebliğ etmiştir onlara.
Bu güne kadar, bazı yobazlar, gericiler, körü körüne mezheplere ve onların görüşlerine göre hareket edenler, şeyhlerin, cemaat önderlerinin arkasından gidenler, din diye ne olduğu belli olmayan şeylerden medet umanların olumsuzluklarına bakarak, onların yaşamalarını din kabul edenler, bilsinler ki, Kuran’ın istediği din bu değildir. Kuran’ı bu istediği din, bizzat Kuran’dadır ve Kuran en doğru yol göstericidir.İsra 9
Diyanet İşleri Başkanlığı, bunlar yazılıp çizilirken sen ne iş yapıyorsun? Bunları okuyup gerekli cevabı niye vermiyorsun. Neden susuyorsun? Böyle böyle bakın ne hale geldik. Uyarıyorum, siz bilirsiniz.
Necmi AKGÜL
konu başlıklarına dön
|