EĞİTİMİN AMAÇLARI
İnsan bilgiyi alır, onu yorumlar, ona göre de bir davranışta bulunur. İşte bu davranışın adı eğitimdir. İnsan, iyi, güzel ve doğru davranışlar için eğitilebildiği gibi, kötü, çirkin ve yanlış davranışlar için de eğitilebilir. Eğitim insanlara iyi ve güzel davranışlar kazandırırken, kötü ve çirkin olan davranışları da önlemelidir. Yani eğitim iki tarafı keskin bir kılıç gibidir, insan nasıl eğitilirse o davranışta bulunur.
Eğitimde bir eğiten, bir de eğitilen vardır. Eğiten bilgi donanımı bakımından eğittiği insanlardan daha bilgili olması gereklidir. Yoksa eğitim gerçekleşemez, istenilen amaca ulaşılamaz. Amaçsız eğitim, eğitim değil eğitimsizliktir. O halde her eğitimin bir amacı olmak zorundadır. Ve bu amaç çok önemlidir, eğitimin olmazsa olmazlarındandır.
Eğitime amacı kim koymuştur? Bu soruya verilecek ilk cevap tabi ki diğer insanlar olacaktır. Her millet kendi kültürüne, düşünce tarzına göre eğitimine amaçlar koyar ve okullarında bunu uygulamaya çalışır. Her milletin iyi, kötü, faydalı ve güzel dediği davranışları farklıdır. O ülkelerin eğitimcileri bu amaçları belirlerler ve okullarında bu amaçlara uygun insanlar yetiştirmeye gayret gösterirler. Ama eğitime amaç koyan bir başka varlık daha vardır. O da evrensel eğitim amaçlarını belirlemektedir. Bu insanı, milletleri yaratan yaratıcıdır, Allah’tır.
Allah’ın insanı yaratma amacı ile insanların eğitime koyduğu amaç birbirine benzese de aralarında çok büyük ayrılıklar vardır. Kısaca bir karşılaştırma yaptığımızda insanlar iyi, güzel, doğru, faydalı ve yararlı davranış gösteren insan yetiştirmek için amaçlar belirlerlerken, Allah, iyi, güzel, doğru faydalı ve yararlı davranışlar yanı sıra, tabiî ki en başta, varlığının birliğinin tanınmasını ve kendine kulluk edilmesini istemektedir. Zariyat suresinin 56. ayetinde şöyle denmektedir: Ben insanları ve cinleri yalnız ve ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. Allah için birinci öncelik yarattığının kendisini tanımasıdır. Diğer şeyler sonradan gelmelidir.
Her ülkede olduğu gibi eğitim ve öğretim ülkemizde de devletin denetimi ve gözetimi altındadır.( Anayasa madde 42) Bu nedenle eğitim devletin okullarında yapılır. Devletin izni olmayan yerlerde okul açılması, eğitim yapılması yasaktır. Böyle olunca devlet eğiteceği insanların nasıl bir insan olmasını istediğini eğitiminin amaçlarını belirlemesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de Türk Milli Eğitiminin genel amaçlarını şu şekilde belirlemiştir:
1. Atatürk ilke ve inkılâplarına ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Millîyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin millî, ahlâkî, insanî, manevî ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
2. Beden, zihin, ahlâk, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;
Böylece, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan millî birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yaptırmaktır.
Eğitimimiz için tespit edilen bu amaçlar herkesin kabul edebileceği güzel amaçlardır. Bu amaçlar gerçekleştirildiğinde, yani insanlarımızı bu şekilde yetiştirdiğimizde mutlu insanlar, mutlu toplum oluruz. Oysa ülkemize baktığımızda bunun böyle olmadığı açıkça görülmektedir. Sonra bu amaçlar cumhuriyetimizin kurulduğu yıllardan beri uygulanmaktadır. Bu amaçlarla eğitilmiş olan vatandaşlarımızın yaşadığı bir ülkeye hiç benzemiyor ülkemiz. Bütün bunlar bir yana, geleceğimizin çocuklarını eğitmek üzere ellerine teslim ettiğimiz öğretmenlerimizin bile bu amaçları benimsedikleri, bildikleri tartışılır bir gerçektir. Çünkü bu millete öğretmen diye mezun edilen birçok insan okullara gitmeden kendilerine ideolojik düşüncelerinden dolayı diploma verilmiş, öğretmen yapılmıştır. Bunların büyük bir çoğunluğu hale okullarda öğretmendirler. Ve bu amaçlardan haberleri bile yoktur.
Milli eğitiminin amaçları bu kadar güzel olan bir ülke, niye mutsuz, karışık ve karmaşa içinde, terör, rüşvet, kapkaç, yolsuzluk, hortumculuk, güvensizlik, fakirlik içindedir. Burada iki soru ile karşı karşıya kalıyoruz. Biri, ya bu amaçlar kitaplarda kalmış, yazılmış güzelce ve gerçekleştirmek için çaba gösterilmemiş, öteki de bu amaçlar yeterli değildir. Ne yazık ki bunun ikisi de doğrudur.
Bu amaçlar, ne yazık ki, kitaplarda kalmış gibi gözükmektedir. Ne bu amaçları uygulayacak bakanlığımız var, ne de öğretmenlerimiz. Devlet politikası olması gereken bu amaçlara her zaman karışmış siyasilerimiz olmuştur. Ve ülkenin durumu ortadır.
Bu amaçlar eksiktir, çünkü; insanı yaratan, ona şekil veren, onu duyu organları ile donatan, ona akıl , gönül ve nefis veren Allah’a imanın verilmesini bir yana koyun, Allah’ın adı bile bu amaçlarda yoktur. Neden? Ülkemiz laik olduğu için buna karşı çıkan bir yığın insan vardır. Yetmiş milyon insanda bunlar kaçta kaçtırlar. Ama gelin görün ki, basın, yayın, sesi duyurulacak ne varsa bunların elinde. Bu gün laik denilen Avrupa ülkelerinde insanlar tarafından yazılmış İncillere el bastırılarak yemin ettirilirken, Türkiye Büyük Mille Meclisine Allah kelamı Kuran’ı sokamazsınız bile. Bu mu laiklik? Yani insanlara Allah’ı ve O’nun kitabını öğretmemek laiklik mi oluyor? Böyle bir laiklik anlayışı kimseye kabul ettiremezsiniz. Zaten Türkiye’de ki çalkantı da bir yerde bu kavramın iyi anlaşılamamasından doğmaktadır.
Yıllardır insanlar okullarda Allah’a imanı yeterince öğrenemediler. Anneler babalar da öğrenememişlerdi. Eee, bu Müslüman millet dini ihtiyaçlarını nerden karşılayacaklar. Seçmeli dediğiniz, haftada bir saat okullara konan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden mi? Onun da yeterli öğretmeni yok. Dine inanmayanların bu dersi okuttuğu zaman zaman gazetelere manşet olmuştur.
Eğer, insanımıza Allah, kuran ve ahiret kavramlarını iyi kavratmazsak, ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar ünlü olursa olsun, ne kadar makam ve mevki sahibi olursa siz o insanları mutlu edemezsiniz. Çünkü inanma ihtiyacı insanın genlerine Allah tarafından şifrelenmiş bir ihtiyaçtır. Hiçbir şey bu ihtiyacı gidermez. Ancak o ihtiyacı oraya koyan, varlığı ile onu oradan giderebilir.
İnsanların eğitim için koyduğu amaçlar ile Allah’ın eğitim için koyduğu amaçlar birleştiğinde ancak huzurlu, mutlu, çalışkan, kendine ve toplumuna ait iyi bir vatandaş olur. Dünya böyle kazanılınca, o insanın ahireti de elbette güzel olacaktır.
Allah, yarattığı insanlara gönderdiği kitabı Kuran’da insanın nasıl eğitileceğini ve eğitimin amaçlarının neler olması gerektiğini tekrarlar yaparak bir çok yerde bildirmiştir. Genel anlamı ile Kuran insanların eğitimi için neler söylemektedir. Yakından bakmakta fayda vardır.
Kuran insanın önce Allah’ı bilmesini ister. Çünkü insanı Allah yaratmıştır. İnsanlardaki Allah bilgisi gönülden kayıtsız şartsız kabul edilmeli, Akıl ile desteklenmelidir. Allah’ın yaratıcılığını, gücünü, kudretini, bilgisinin, ilminin, adaletinin, merhametinin, bir şeye ol deyince onun olduğunun, ahireti yarattığının insanların öldükten sonra sorguya çekileceğinin bilinmesini ister.
Kuran insanların takva sahibi olmasını ister. Hac suresi 23. ayetinde takvanın ne olduğu şöyle açıklanır: Takva, Allah’ın hükümlerine saygı göstermektir. Bu durumda takva, günah işlemekten, işi kötü yapmaktan en çok kendini koruyan insan olmaktadır. Hucurat suresinin 13. ayetinde de: Allah katında en değerliniz, takvada en ileri olanınızdır, denilmektedir.
Kuran insanın kendine bakmasını istemektedir. Bu bakım hem temizliğine bakmasını hem de aklındaki, gönlündeki çirkinliği kötülüğü görmemizi istemektedir. Eğer insan bunları görürse, ondan kaçacaktır.
Kuran insanın inanmasını ve iyi işler yapmasını ister. Kuranda birçok ayette inanan ve iyi işler yapanların hem bu dünyada hem ahirette ödüllendirileceği bildirilmektedir. Fussilet suresi 8. ayetinde: Şüphesiz iman edip iyi, yararlı işler yapanlara sürekli olarak ödüller vardır. Beyine suresi 7. ayetinde de: İman edip iyi, yararlı, faydalı işler yapanlar var ya, işte onlar yaratılanların en hayırlılarıdır. Denilmektedir.
Kuran, Allah’a ibadet edilmesini ister. İbadet namaz, oruç hac, zekât gibi şeyler olarak kabul edilmesi, bunun dışındakilerin ibadet olarak değerlendirilmemesi günümüzde birçok kesim tarafından kabul edilen bir gerçektir. Oysa ibadet bunlarla birlikte, çalışmaktır. Emek harcamaktır, gayret göstermektir, güzel düşünmektir, güzel iş yapmaktır, paylaşmaktır, güler yüzlü olmaktır, kısaca ibadet hayatın her alanında güzel şeyler yapmaktır. Daha fatiha suresinde Allah: Yalnız sana ibadet eder, yalnız senden yardım dileriz. Diyerek ibadetin önemini anlatmıştır.
Dikkat et, halis din yalnız Allah’ındır. ( Zümer ll) Kuran, dinin Allah’ın olduğunu insanlara bildirirken, hurafelere, akıl dışı sapık fikirlere, irticaca, gerici düşüncelere kapılarını kapalı tutan bir nesil yetişmesini istemektedir. Gerçekler, doğrular insanlara öğretilmediği zamanlar karanlık güçler, keramet sahibi olduğunu söyleyen insanlar ortaya çıkarak tek tek insanları bozarken, toplumun da bozulmasına yol açmaktadırlar.
Kuran insanın temiz ve helal kazanmasını, iyi ve güzel işler yapmasını ister. Müminin 51. Kuran insanın çalıştığından başka bir şeyi kabul etmez. Necm 39, tur 21. kuran insanın okumasını Alak 1, Kuranı düşüne düşüne okumasını Nisa 82, bilenlerle bilmeyenlerin bir olamayacağını, zümer 9, ister.
Zumer suresi 58’de: Güzel iş ve güzel davranışlarda bulunan insanlar yetiştirmek, Bakara suresi 195’te: Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız, güzel düşünüp güzel iş yapın. Çünkü Allah güzel düşünüp güzel iş yapanları sever. Hud 7’ de de: güzel iş yapın güzel davraşınta bulunun, denilmekle, kısa ve öz olarak Kuran’ın eğitim amacını belirtmektedir. Bir cümle ile anlatılmak istenirse Kuran’ın amacı güzel düşünen ve güzel iş yapan insanlar yetiştirmek ister. Bu kural her şeyi içine alan çok geniş amaçlardır ve içi doldurulamayacak kadar geniştir.
Kuranda eğitimin amaçları tabi ki bu kadar değildir. Yeri geldikçe bu amaçlara değinilecektir. Türk Milli Eğitimin Amaçları ile karşılaştırıldığında görülmektedir ki, aralarında farklılıklar vardır. İnsanların ön gördüğü eğitim amaçları tabi ki, Allah’ın eğitim amaçlarından eksik olacaktır. Bu normaldir. Çünkü, insanı yaradan onu en iyi bilendir. Nasıl düşüneceğimizi, nasıl davranacağımızı O bilmektedir ve ona göre amaçlar koymuştur.
İnsan, insan düşüncelerine göre değil, Allah’ın eğitim ilkelerine ve amaçlarına göre eğitilmelidir.
Necmi AKGÜL