İŞTE O ADAMLAR
O benim gördüğüm sıradan adamlardan biriydi. Etrafıma baktığımda ben bu adamlardan çok görüyorum, siz de baksanız onlardan sizin oralarda da çok var.
Ortadan biraz uzun boyu var. Yürürken etrafına bakarak acele acele yürür. Sanki hep bir yere yetişecek gibidir. Onu tanıyanlar da tanımayanlar da bu yürüyüşünü görünce "ne o ya acele acele!" diye sormaktan ya da düşünmekten kendilerini alamazlar.
Size veya bir kaç dostuna rastladığı zaman öyle bir selam verir ki, kendine güveni tamdır, her şeyi bilen havası yerindedir, sesi gümbür gümbürdür.
Hemen ortama uyar, herkesle dost gibidir. Kim ne konuşuyorsa söze girer, ne konuşuluyorsa ordan başlar ve dikkatleri üstüne çeker.
Konuşmaya başlayınca o, bilmediği de yoktur dersiniz..
Politikayı en iyi o biliyordur.
Eğitimin sanki 40 yıl içindeymiş gibi o bilir.
Adalet bilgisi erişilmezdir.
Din konusunda zaten uzmandır.
Kültürüne diyecek yoktur.
Ekonomi profösörüdür sanki.
Hayat pahalılığına en iyi çare onda, teröre dakikada dur diyecek yeteneklerle donatılmıştır.
Sahasında uzman bilim adamları onun yanında bir hiçtir.
Her şeyden haberleri vardır bunların.
İşte o, öyle bir adamdır..
Böyle adamlar her konuda bilgi sahibi oldukları için size konuşma hakkı vermezler. Sizin değil onun bilgileri geçerlidir. Başkalarını dinlemedikleri için bildikleri bir kaç şeyin dışında bir şey bilmezler zaten.
Kitap okumamıştır hiç.
Gazetelerin belki adlarını bilmezler. Gittikleri yerde bulurlarsa şöyle sekiz sütunluk başlıklara bakarlar, o kadar.
Dini bilgisi yeter ve hatta fazla gibi görünür, Kuran okumamıştır hayatında. Ama Arapçasından bildiği bir kaç sure vardır. Bir ayet söyle Kuran'dan desen bilemez. Ama arapca oku desen Fatiha suresini bir çırpıda okuyuverir.
Bir ünlü şair, bir ünlü yazar bilmez.
Bir şiir oku dersin, yüzüne bakar bön bön.
Ama ülke nasıl düzlüğü çıkacak diye sorsan, saatlerce konuşur.
Bu adam ilginçtir. Daha yakından bakmak gerektiğini düşünürsün.
Gittiği yerde sigara içilmez diye yazar, o içer. İçme yasak dersen, canım bir sigaradan da ne olacak, yasaklarla bu iş çözülmez diye ahkam kesiverir, dumanını üfler, külünü yere silker, izmaritine yere atar ayakları ile eziverir.
Saçlarına bakarsın, yataktan kalktığı gibidir. Evinde tarak olmadığını anlarsın. Eli ile bile düzeltme gereğini d uymamıştır.
Dört beş gündür traş olmamıştır. Kara sakalı yüzüne kara bir leke gibi yapışmıştır.
Gözlerindeki çapaktan yüzünü bu sabah yıkamadığını anlarsın hemen
Bıyıkları üst dudağından aşağı ağzına girmiştir.
Gülünce sararmış ve bazı yerleri kararmış dişleri bakanlara tiksinti verir, ama onun umurunda değildir.
Yakınlaşsan biraz insanı öte iten bir kokunun ondan yayıldığını görürsün.
Gömleği kirli, pantalonu lekelidir. Ayakkabısı deforma olmuş hangi renk olduğu belli değildir sanki.
Anlarsın ki, bu adam, herşeyi çok bilen bu insan, bildiklerini kendine uygulamamaktadır. Zavallıdır ama, cin gibi görünür.
Onu dinleyen bir istekte bulunsa, hemen ".. ha orda bizim bacanağın arkadaşı başhekim Bülent bey var, hallederiz." deyiverir.
Emniyetten bir şey mi hallolacak, hemen halasının oğlu bilmem nerde başkomserdir. Ona bir telefon tamamdır. bilse başkomserden başka yani büyük rütbeli biri daha var, onu diyecek ama, o kadar biliyordur,
Eğitimci dostları çoktur.
Ulaştırma daire başkanı okul arkadaşıdır.
Belediye başkan yardımcısı bilmem kim, mahallesinde top oynadığı biridir.
Hangi ilin milletvekili kayınpederinin ahbabıdır.
Falan şirketin genel müdürü, filan mağazanın sahibi, fişmekan kuruluşun yönetim kurulu başkanı hep bildikleri , dostları, arkadaşlarıdır. Herkesle görüşür, tanır bilir, iş bilen ve bitiren biridir.
Uzmanlık alanı bu kadar değil ki.. Kadın kız konusunda uzmandır.
Hacı, hoca ve şeyhlerle iç içedir.
Ulu orta konuşmaz ama içkiyi içer, kumarı oynar.
Karısına çocuklarına karşı sert, iki sokak ötedeki komşu kadına karşı nazik ve kibar, site veya evlerinin çevresindeki çocuklara karşı müşfiktir, onları sever korur.
Bir dünyanın içinde yaşar, ama yaşadığı dünyanın farkında değildir.
Sevgi nedir bilmemiştir.
Para yardımı gerektiğinde "...benim de ihtiyacım var." diyerek uzaklaşır.
Kendinden başka kimseyi beğenmez. O bulunmaz bir adamdır. Memlekette herkes kendi gibi olsa huzur ve güven sağlanmış olur.
Tanıdınız mı bu adamı? Sizin oralarda da var mı?
Hani var ya, size söz verir yerine getirmez.
Umut verir, umutlarınızı yok eder.
Yapabileceklerini değil, sizin hoşunuza gidenleri söyler bir çırpıda..
Şimdi bildiniz mi bu kim?
Bunların elbiseyi güzel giymişleri de vardır, bakımlı olanları da, ilköğretim okulu mezunu olanlar da lise ve üniversite bitirmeşleri de vardır. Bazılarının görünüşleri düzgündür, bazılarınınki değildir. O güzel elbiseler kütük üstüne sarılmış gibi durur üstlerinde.
İnanın bunlardan çoktur. Sayılamayacak kadar vardırlar. Geçenlerde bunlardan biri, iyi giyimli tahsilli biri insanlara ilan vermiş gelin dua edeyim de iyileşin, kanseriniz bile geçsin demiş. İçeri giriş on liraymış. Binlerce insan dua ile çocuk istemeye, dua ile kanseri yenmeye, ev araba sahibi olmaya koşmuşlar..
Çağırana da bakın, oraya koşup gelenlere de bakın..
Şimdi tanıdınız mı bunları..
Bunlar bilmediklerini de bilmeyen insanlardır. Bilmediğini bilse, bilmeye çalışır, öğrenmeye, dinlemeye çalışır.
Bilmeyen insan kendisin için de, toplum için de sorundur, problemdir.
O halde yapılacak iş, bilmeyenleri bilir hale getirmeye çalışırken, artık bilmeyen değil bilen aklı başında insanlar yetiştirmeliyiz.
Bu insanlar için ve bundan sonra gelecek insanlar için iki şey yapılmalı hemen:
Bir: eğitime önem verilmeli, bu sistem diplomalı bilmeyen yetiştiriyor, bundan vazgeçilmelidir.
İki: Allah'ın Kuran'da buyurduğu şu emir yerine getirilmelidir: BİLMEYENLERDEN YÜZ ÇEVİR. Araf 199
Necmi AKGÜL