Ne verirsen fazlasını aldığın yegane varlık
KADIN
Kadınlarınız, sizin için bir tarladır/kültürdür. Öyleyse tarlanıza dilediğiniz gibi varın. Kendiniz için de önceden gönderin ve Allah'a takvâlı davranın. Şüphesiz O'na kavuşacağınızı da bilin. –Ve mü’minlere müjdele!–Bakara 223
Bu ayet, kadının olması gerektiği durumu ve erkeğin de kadına yaklaşımını anlatan harika bir ayettir.
Türk Dil Kurumu Türkçe sözlükde Tarla : Tarıma elverişli olan, sınırlı ve belirli toprak parçası, olarak tarif edilmiştir. Burada tarıma elvirişli ifadesi çok önemli.. Toprağın tarıma elverişli olması demek, onun taştan, yabani otlardan, dikenlerden, fazla sulu ve fazla kuru olması gibi bir takım olumsuz şeylerden temizlenmiş olması, yani tarlanın bakımlı olması demektir. Yani bakımlı ve mahsul almaya, üretmeye, insanlara bütün güzel ve faydalı olan şeyleri vermeye hazır demektir.
Bu ayette, kadın tarlaya benzetilmiştir. Kadın da tarlanın taşıdığı özellikleri taşımalı, bakımlı, temiz, anlayışlı, hoş görülü, güzel ve iyi giyimli, güler yüzlü, konuşunca gözel sözler söyleyen biri olmalıdır.
Kendine bakmayan, acı sözleri olan, pis, pasaklı, cimri, hırslı, tembel, fazla havai, fazla sert görünümlü, gülümsemeyen kadınlar, verimsiz topraklar gibidirler. Nasıl ki, dikenli, taşlı, kurumuş ve sularla kaplı olan toprağa kimse yaklaşmazsa, bu tür kadınlara da kimse yaklaşmaz.
Kadını böyle tanımladıktan sonra Yüce Allah, erkeklere de diyor ki, tarlanıza istediğiniz gibi varınız. Ayetin devamında takvalı davranın diyerek, onları anlayın ve onlara sorumluluk duygusu için yaklaşın diyor.
Allah’ın “kadına dilediğiniz gibi yaklaşın .“ ifadesinden onlara kaba, katı, acımasız şekilde yaklaşmamıza Allah izin veriyor anlamı asla çıkarmayın. Düşünün ki, tarla dediği kadın gül bahçesi ile donatılmış, ne vermişseniz size onun misli ile kat kat verecek, yemyeşil bir tarlaya herhalde insan elinde tırpan ile, kesici aletle girip orayı burayı darmadağın etmez. Zaten insan böyle güzel bir tarlaya da sevgi ile ilgi ile, şevkat ile yaklaşır. Gözleri ile o tarlayı sever, düşüncesi ile ona aklında değer verir, daha iyi ve verimli olmasını ister.
Kadına erkek nasıl yaklaşmalıdır? Gül bahçesi olan, verimli olan, mahsul verecek bir tarlaya nasıl yaklaşmak gerekirse öyle yaklaşmalıdır.
Yani kadın kendine bakmalı, erkek ona değer vermelidir. Kadın gülümsemeli, erkek de ona gülümseyerek yaklaşmalı. Kadın dikenli tarla gibi olursa erkeğin ona yaklaşmayacağını bilmelidir. Erkek de, kadına karşı nazik, kibar, saygılı, olmalı, kadın da bunu anlamalı, o da nazik, kibar sevgi ile erkeğine yaklaşmalıdır.
Yani kadın ile erkek birbirlerine sevgi, saygı ile yaklaşmalı, birbirlerini incitmemeli, biri kendini ötekinden üstün görmemelidir.
Erkek, kadın benimdir, ister döverim, ister severim düşüncesinde olmamalıdır ayete göre. Çünkü tarlaya ne verirsen onu alırsın. Kadına da ne verirsen onu alırsın. Sevgi ver onu al, güven ver güven al, saygı göster, saygı al, anlayış göster anlayışlı olsun, güzel söz söyle, güzel sözler duy, bakışların tatlı, içten ve samimi olsun, sen de böyle bakışlarla karşılaş..
Unutmayın ki, tarlaya domates tohumu verirsen sadece onu alırsın. Ve yine unutmayın ki, diken tohumu veren tarlaya gül alamaz, alacağı şey dikendir. Acı biber ekip de bal beklemeyin. Zakkum ağacı dikip incir meyvesi alacağınızı düşünmeyin. Tarlaya ne ereksen onu alırsın. Kadına da ne verirsen onu alırsın.
Kadın, kadın olarak kendini bilmeli, erkek de erkek olarak. Erkeğin gönlünden güzel ve iyi şeyler geçiyorsa kadınına karşı, bunu davranışları ile zaten belli edecektir. Kadın da bunu alacak ve o da iyi güzel şeyler düşünecek erkeğine karşı. Kadın da erkeğine karşı Allah nazarında sorumludur, erkek de kadına karşı Allah nazarında sorumludur.
Kadın tarladır derken Allah, yani temel olan odur, tohumu alacak olan odur. Erkekler de tohumu verecek olandır. Bu nedenle tarla kendine verilen tohumu alıp ondan daha fazlasını vermektedir. Kadın da erkekten aldığı tohumla, erkeğine çocuk vermektedir. Onu iç dünyasında sevgi ile, ilgi ile, kanı ve canı ile besleyerek dünyaya getirmektedir. Dünyaya getirdikten sonra işi bitmekte midir kadının? Hayır, ondan sonra yeni bir görev başlamaktadır.
Bu ayetin başında Allah orijinal metinde “nisaü harsün” demektedir. Hars kelimesi Arapçada tarla demektir. Bir anlamı daha vardır, o da kültürdür.
Kültür, insanın yapış ve yaşayış şeklidir.
Dünyaya getirdiği çocuğa anne, yani kadın, kendi kültürünü aşılamaktadır. Yani, kendisi neyi nasıl yapıyorsa, ve ne şekilde yaşıyorsa, çocuk da onu öğrenecektir. Anne, yemeği nasıl yapıyorsa kızı da öyle yapacak, nasıl yaşıyorsa, nelere dikkat ediyorsa oğlu da ona göre hareket edecektir. Onun için bölgesel ve milletler arasındaki insanlar hep aynı şeyleri yapıyorlar, aynı şekilde yaşıyorlar. Yani aynı yemeği yiyorlar, aynı ev biçimini yapıyorlar, aynı düğün törenlerini devam ettiriyorlar, aynı oturup aynı kalkıyorlar. Bu gün şehir merkezlerinde yetişen bir çocuğun dağ başında yetişen bir çocukla kültür farkı işte buradan kaynaklamaktadır.
Kadın kültürdür. Erkek de ona öyle yaklaşmalıdır. Yani erkekler kadınları yapış ve yaşayış şekline göre kabul etmeli, onların yaşayış biçimlerine saygı göstermelidirler. Ben bunu düzelteceğim derseniz, tarlanın ortasından koca bir kanal geçer ki, o zaman ortada tarla marla kalmaz Düzelteyim derken kırarsınız kadınları ve bunun zararı size yine size olacaktır..
Erkekle kadın birbirlerinin tamamlayıcısıdır. Bazı erkeklerin inandıkları gibi erkekler kadınlara göre üstün değildir. Üstünlük ancak Allah'a karşı takvalı, yani sorumlulukları duygusuna göredir.
Kadınları eğitmeyenler, onları sadece doğurmakla görevli sayanlar, saçı uzun aklı kıt sayanlar, kısaca kadını hor görenler bilsinler ki, kadınlara haksızlık yapmaktadırlar ve bunun cezasını çekeceklerdir. Kadına saygı, erkeğin kendine sevgi ve mutluluk olarak geri dönecektir. Onları okullara göndermeyen zihniyet ile Peygamberimiz döneminde kızları diri diri toprağa gömen zihniyet aynıdır, hatta daha kötüdür. Birisi onları hayattan alırken, ötekisi eğitmeyerek toplumsal ölü haline getirmekte ve kadını sömürmektedirler.
Bütün kadınlara selamlarımı, saygılarımı sunarım.
Necmi AKGÜL