MODERN KADIN
Kadınları düşündüm, o kadar çok çeşitleri var ki..
Köylüsü var, şehirlisi var, okumuşu var, okumamışı var, başını örten var, örtmeyen var, esmeri, sarışını, memuru, işcisi, dindarı, dine uzak duranı, kocasından sopa yiyeni, yemeyeni, güzeli, çirkini, uzunu kısası…
Var da var işte…
Bunların dışında bir de modern olan, yani sosyetik olan var.
Bu sosyetik kadınlar, diğerlerinden farklı… Bir kere zenginler, paraları var… süslüdürler. Kimseyi takmazlar, evlilerse kocaları süstür yanlarında..
Saçları her gün kuaför görür.. renk değiştirir. Giyimleri dekoltedir ve daracıktır. Kadındırlar, daha kadın olurlar o zaman..
Konken partilerini kaçırmazlar.. oyun çeşitlerini çok iyi bilirler.. içki içmekte ustadırlar. Modayı yakından takip ederler.
Bu kadınlar lüks yerlerde yemek yerler, göğüsleri bozulur diye çocuklarını emzirmezler, yaptıkları her şey gösteriştir, alkış almaya yöneliktir.
Geçenlerde bir gazeteci bir sosyetik kadını evinde ziyaret etmişti. Yapmacık hareketlerle ve her şeye tepeden bakan tavrı ile ve sırıtarak kapıyı açtı. Büyük bir salona geçtiler. Karşılıklı oturdular. Başladı sohbet. Kadın bacak bacak üstüne atmış, kısa eteği altında görünebilen her şey görünüyordu, eğilince elbise dekoltesinden göğüslerini sergiliyordu.
Kadın böyle pervasızca oturunca, oturduğu koltuğun yanına köpeği uzanmıştı. Gazeteci köpeği görünce sordu:
“Köpeğinizi seviyor musunuz?”
“Evet çok,” Gülümseyerek baktı köpeğe başını okşadı. Köpek sevgi ile baktı sahibine.
“Adı ne?”
“Haydut.”
“Ama hiç hayduta benzemiyor.” Çünkü köpek ön iki ayağı üzerine yatmıştı.
“Bakma yattığına sen Haydutun, kaklınca müthiş oluyor.” Dedi. Köpek kalktı. Gerçekten iri bir adam kadar vardı Haydut. Dilini çıkardı başını salladı.
Sosyetik kadınlardan biri dünkü gazetelerden birinde diyordu ki köpeği ile ilgili olarak: “Ben bu köpeğimi on kocaya değişmem.” İnsanın vela havle vela çekesi geliyor.
Bu sosyetiklerin memleket meseleleri ile ilgileri yoktur. Televizyonda bir genç sosyetik kadına sordular, Türkiye’nin Başbakanı kim diye, dedi ki: “Abbullah gül. Birine sordular, başkentimiz neresi diye, Bursa dedi.
Ekmek kaç kuruş bilmezler, çarşıdan pazardan haberleri yoktur, para nasıl kazanılır haberleri yoktur. Dünya yıkılsa umurlarında olmaz ama, köpekleri ölürse göz yaşı dökerler. Sonra bunlar bir yolunu bulurlar ekranlara çıkarlar gençlere fetva verirler ki sormayın.
“Namaz kılıyor musun?” diye sorsan, bön bön yüzüne bakarlar. Kurandan bir ayet söyle desen, utanmadan bilmiyorum derler. Allah’a inanıyor musun diye sorsan “Evet.” Derler, ama Allahtan değil Oruç Baba türbesinden giderler isterler. Nerde falcı, büyücü , medyum var bunlar çok iyi bilirler. Oruçla araları yoktur, bismillah demeyi gericilik sayarlar.
Bir de son zamanlarda dindar sosyetikler türedi. Bunlar başlarını örterler sıkı sık, ama eğildikleri zaman yarıya kadar belleri açılır. Öyle daracık giyerler ki, kadınsı bütün hatları dikkat çeker. Bunlar o açık sosyetikleri, ötekiler de bunları sevmezler.
Her ikisini de zenginlik şımartmıştır. Allah diyor ki, “Bir insan kendi kendine yeterli hale gelince azar.” (Alak 6 ) Bunlar da azmışlar ama azdıklarının farkında değiller.
Bir yere yardım ettikleri pek olmaz. Hele televizyonda yayınlanmayacaksa yardım bile etmezler, eee millet diyecek ki, helal olsun be, ne harika kadın, kazanmış okul yaptırmış, falan fakire vermiş, şöyle iyi, böyle iyi.
Bunlar televizyon ekranlarında sık sık boy gösteriyorlar ya, geride kalan, Anadolu"nun saf ve temiz kadınları bunlara özenirler. Ne harika bir hayat yaşadıklarını sanırlar. Oysa bunların çokları mutsuzdurlar. Köpeklerini bile kocalarından çok severler. Gece kondu da Fatma nine aç uyurken bunlar “haydutlarını” günde iki kilo etle beslerler.
Topluma kötü örnek olduklarının farkında bile değillerdir. Belden aşağı fıkranın en alasını bunlar bilir, ballandıra ballandıra anlatırlar orada burada.
Modern kadın, sosyetik kadın bu mu? Bunlar toplumun gerçeği ne yazık ki..
Bunlar yollarında rüzgarlar estirerek giderlerken, arkalarından başkaları o yola girmek için neler neler veriyorlardır farkında değillerdir
Bunlar zararsız gibi görünürler, ama kötü örnektirler.
Bunlar okumuşlardır, ama aklını kullanmayan, düşünmeyen, kulakları sağır, gözleri kör olanlardır. Üzerlerine her gün acı, üzüntü, iç huzursuzluğu, can sıkıntısı yağmur gibi yağar, (Yunus 100) nedenini asla düşünmezler.
Her şeyleri vardır ama mutsuzdurlar, çünkü bunlar “Ey iman edenler, iman ediniz.” Nisa 136 emrine uymazla, böyle bir emirden haberleri bile yoktur.
Allah, okuyun, düşünün, aklınızı kullanın, öğüt alın, bozuk olanları düzeltin, iyilik edin, ateşinizi ahrete buradan götürüyorsunuz buna dikkat edin diyor, bunlar oralı bile olmuyolar.
Eh, bunlara dikkat edenler de ölecekler, bu dünyayı bütün ihtişamı ile yaşayanlar da..
İşte bir ayet.
Yemin olsun ki, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar olup bitenlerin farkında olmayanlardır. (Araf 179)
Necmi AKGÜL