TARAF OLMAK
Taraf olmak hem güzel, hem de güzel değil.
Futbol takımını tutuyorsun, bu o takıma taraf olduğun anlamına gelir.
Takımına taraf olmak demek, onun her yanlışına evet demek olmamalıdır. Zaten bunu yaparsan takımına fayda değil zarar verirsin. Takım doğru işler yapmışsa evet, yanlış işler yapmışsa hayır diyebilmeliyiz.
Dernek üyesisin. Taraf olmuşsun. Derneğin her yaptığına doğru dersen yanlış yapmış olursun. Dernek yönetimi yanlış karar almışsa hayır, ama doğru kararlar vermişse evet diyebilmelisin.
Parti tutuyorsun, o zaman o partiden tarafsın. Parti yanlış kararlar alıyorsa buna karşı çıkmalısın. Ben bu partiye üyeyim, partiyi tutuyorum dersen, ne yaparsa yapsın der körü körüne destek olursan yanlış yaparsın.
Ülkeleri yöneten hükümetler var. Sen de bu hükümetin meydana getirmiş olduğu partiye oy vermiş olabilirsin. Ve bu hükümetin yönetirken çıkardığı kanunlar, uyguladığı politikaları kayıtsız şartsız sırf oy verdim diye desteklersen, o zaman hükümete de ülkene de zarar vermiş olursun.
Hükümeti kuran partiye oy vermemiş olabilirsin. Bu normal. Demokratik bir tercih bu. Ama sırf bu hükümete oy vermedim diye yaptığı her işe karşı çıkmamalısın. Yaptığı iş doğru ise onaylamalı, yanlış ise onaylamamalısın.
Yanlışta israr etmek ne kadar kötü ve çirkinse, doğruyu tanımamak da o kadar kötü ve çirkin.
Adalet yüce bir duygudur. Adil olmak insanın, yönetenlerin ve insanların temel haklarındandır. Başkalarına şirin görünmek için adaleti bir yana koyup kötüye iyi dersen, veya iyi olan bir şeye kötü dersen, hem kendin hem de toplum karşısında sorumlu olursun.
Koyu taraftarlığın en ön yargılı olanı ne yazık ki, dini konulardadır.
Mensubu olduğumuz İslam Dini, bir ayağı da adalet üzerine kurulmuş bir dindir. Toplumu meydana getiren insanların birlik ve bütünlük içinde yaşamalarını ister. Bölünmek ve parçalanmak istemez. Ama ne yazık ki, Allah bölünüp parçalanmayın dediği halde (Ali İmran 103) mezheplere tarikatlara, cemaatlara bölünmüşüz.
Biri ötekini sevmez, öteki berikinden nefret eder.
Niye?
Çünkü, kendi mezhebine taraf olmuştur. Onun mezhep imamı, ya da şeyhi, ya da cemaat lideri ne demişse doğru kabul eder. Ötekileri yanlış kabul ettiği gibi. Böylece toplumda bölünmeler başlar, bunlar zamanla kuvvetlenirse toplumsal barışı sarsar ve iç çatışma kaçınılmaz olur.
Bir mezhebe, tarikata veya cemaatlara taraf olmak bizi adil olmaktan alıkoymasın. Bunların doğru deyip demediklerini, Allah'ın kitabına bakarak öğrenmeli ve her zaman ve her yerde doğruya doğru, eğriye eğri demeliyiz.
Taraf olmak bizi adaletten ayırmamalıdır.
Taraf olmak yanlışa doğru, doğruya yanlış demek değildir.
Neye taraf olursan ol, hangi tarafta olursan ol, yapacağın şey hak ve adalet nerde ise orda olmaktır.
Adaletten ayrılmak, başkasının hakkını yemektir. Unutma ki, bir gün, bir başkası da adaletten ayrılarak senin hakkını yer.
Kayıtsız şartsız taraf olacağımız bir şey vardır: O da Kuran'dan taraf olmaktır.
Çünkü Kuran'da, doğruya doğru, yanlışa yanlış demiştir Allah. O'na, Yani Kuran'a taraf olup sarıldığımız zaman asla yanlış yapmayız, doğru olan yoldan, adalet yolundan yürürüz.
Ben tarafım, sarsılmaz bir imanla Kuran'dan tarafım.
Necmi AKGÜL